No #FreeDeniz!

Provokasyonun oluşma sebebi, koşuculara bedava Deniz tişörtü dağıtan ve aynı zamanda bunları üreten firmadan kaynaklanıyor. Trikoları üreten firma Artiva, Türkiye’yi, anayasal kararla tutuklu yargılanan kişiyi basın yoluyla serbest bırakılmasını isteyerek ve böylece Türkiye’nin Anayasa kanunlarını göz ardı ederek provoke etmeye çalışmıştır.

Polis, bir PKK üyesi için düzenlenen, 34000 kişinin katılacağı maratonu açığa çıkarmak isteyen ve bu haberi dünya basınına sızdırmak isteyen bir gazeteciyi takip altına aldı. Benim dışımda hiçbir medya kuruluşu, koşuculara, neden tarafsızlığı ilke edinen, kamuya açık olan bir spor organizasyonunda, bedava dağıtılan Deniz tişörtlerini giyip, Türkiye’yi provoke ettiklerini sormadı.

Neden Alman Federal Hükümeti ve Alman Federal Başkanı olası PKK üyesi olan Deniz Yücel’i destekliyordu? Neden bütün partiler; CDU, CSU, FDP, SPD, GRÜNE ve LİNKE, PKK’yı destekliyordu? Neden Alman Büyükelçisi, olası Alman ajan Yücel’i bir buçuk ay boyunca Tarabya’daki evinde sakladı?

Bütün bu soruları, medyanın kurbanı olan, bedava dağıtılan Deniz tişörtlerini giyen ve ortalıkta koşan kişilere ilettim. Tam da bu nedenden dolayı maratonun yapıldığı yere gittim. Alman basını tarafından Türkiye’ye karşı kafası yıkanmış insanların, kafalarını sarsmak için gittim. Yoksa kimse o gün maratonda Deniz propagandasına karşı açıkça bir tavır sergilemeyecekti. Hiç kimse politik misyon yüklenerek Türkiye’de olan Alman casusa karşı ağzını açamayacaktı.

Benim için Deniz Yücel suçludur ve bedava dağıtılan Deniz tişörtlerini giyenler ise Türkiye’deki hak ve adalet kanunlarını göz ardı etmektedirler. İşte sorun tam da burada. Bedava dağıtılan Deniz tişörtlerini giyenlerin Türkiye’nin iç işlerine karışmaya hakkı yoktur. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuki bağımsızlığını savunuyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin tarihinde teröristleri yok etmeyi başaran ilk cumhurbaşkanıdır. BND gibi gizli istihbarat kuruluşları, Türkiye’yi teröristlere karşı desteklemek yerine, Türkiye’de büyük hasarlar yaratan terör örgütlerine destek çıkmaktadırlar.

Berlin’de, bu adaletsizliğe karşı bir aydınlanma yaratmak isteyen ve sınırlı imkanları olan özgür basın mensubu gazeteciye yapılan saldırı, Alman Basını ve politikacıları tarafından yaygınlaştırılan Erdoğan nefretinin bir sonucudur.

Her geçen gün Alman televizyonlarında yayınlanan Talk-Show’larla, Erdoğan nefreti aşılanıp, halkın Erdoğan destekçilerine karşı sinir kat sayısının artırılması sağlanıyor. Medyanın ve politikacıların toplumda yarattığı bu havanın sonucunu dün gördük. Bir Alman PKK sempatizanı başka bir Alman Erdoğan destekçisine karşı şiddet gösterdi. Polisin gözleri önünde yaşanan bu olayda Gestapo-yöntemleriyle, PKK destekçisi korunmuş ve Erdoğan destekçisi ise polis tarafından önlem alınarak sorguya çekilmiştir.

Ben bu spor organizasyonunu politik sebeplerle kötüye kullanmadım. Bunu yapan Türkiye’de bile üretim halinde olan Artiva idi. İşte Türkiye bu kadar demokratik bir ülke. Demokrasi düşmanı olan teröristler lehine propaganda yapanlar, Türkiye’de üretime devam edebiliyorlar. Polis izin alınmadan yapılan politik toplanma sebebiyle bana karşı soruşturma açtı. Çünkü ben ve iki kameramanım toplanma kanunlarını çiğnemişiz ve ben radikal PKK Deniz eylemcisi tarafından gerçekleşen suikaste karşı duruş sergileyerek, ülke barışını tehdit etmekle suçlandım.

Martin Lejeune

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.